0Yorum

New York’taki Dostluk Abidemiz

Vaktiyle bir bilge hoca yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini ölçmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para vereceklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.” Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar. Bakkal, parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır, evirir, çevirir, sonra “Buna bir tek lira veririm, bizim çocuk oynasın” der. İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü defa bir semerciye gider. Semerci nesneye şöyle bir bakar “Bu benim semerlere iyi süs olur. Bundan ‘kaş’ dediğimiz süslerden yaparım” der. “Buna bir on lira veririm.” En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. “Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilave eder, “Buna kaç lira istiyorsun?” Öğrenci sorar: “Siz ne veriyorsunuz?” “Ne istiyorsan veririm.” Öğrenci, “Hayır veremem” diye taşı almak için uzanınca, kuyumcu yalvarmaya başlar: “Ne olur bunu bana satın. Dükkanımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Öğrenci, emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler… Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır. Bilge sorar, “Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?” Öğrenci: “Çok şaşırdım, şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir. Bilge hoca çok kısa cevap verir: “Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilinen yanında kıymetlidir. Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır. Mesele kuyumcuyu bulmaktadır.” Christian Karavolas, ABD’nin New York şehrinde yaşayan, okyanus ötesinden ülkesinin değerini çok iyi bilen, fırsat buldukça Ankara’ya gelip Trilye’de ağırladığımız çok özel bir dostumuzdur. 1967 – 1973 yılları arasında İstanbul’da Rum İlkokulunu bitirdikten sonra 1973 – 1977 yılları arasında Atina’da ortaokul öğrenimi gören Karavolas, 1977 – 1980 yılları arasında İngiltere’de lise öğrenimi görür ve üniversiteye hazırlık çalışmalarına başlar. 1981- 1984 yılları New York BBA, 1984 – 1985 University of Southern California MBA öğrenimi yapan Chris, ABD’de çok başarılı bir iş adamıdır. New York’ta dünyaya geldikten sonra tırnaklarıyla çok saygın bir konuma gelmiştir. New York eyaleti Laser Hair Removal Association’ın başkanıdır. Amerika’nın en ünlü Laser Hair Removal Spa’nın sahibidir. Dünyanın her yerinden sosyetenin akın ettiği bu mekanı büyük bir titizlikle çalıştıran Chris, son beş yıldır arka arkaya New York’un en iyi Laser Hair Removal Spa’sı seçilen bir mekanın sahibi olmanın haklı gururunu yaşamaktadır.

TÜRKLERİN İKİNCİ ADRESİ

Türkiye’den gidenlere kucak açıp her konuda yardımcı olan Chris, çok geniş bir çevreye sahiptir ve çevresindekiler tarafından inanılmaz bir sevgi çemberine alınmıştır. Türkiye’de hem lazer konulu seminer verip hem de ayrıca madencilikte yedek parça ve makine temininde lider olan bir firmanın sahibidir. 10 yaşından beri güzel yemeğe karşı hassas olan damaklara sahiptir. Tanıdığım en önemli gurmelerden birisidir. Bir öğle yemeği için New York’tan Japonya’nın başkenti Tokyo’ya gidip gelmektedir. Dünyadaki pek çok ünlü şefle arkadaşlık ilişkisi içerisindedir, yakinen analiz yapmaktadır. American Express Centurion Card Advisory Board üyesi olup, American Express’in programlarını geliştirmesinde katkıda bulunmaktadır. Türkiye’deki pek çok şirketi, başarılı işleri, görünmez bir el olarak medyadaki önemli dostları kanalıyla desteklemektedir. Sevgili dostum Bahadır Biliyol’un yıllar önce tanıştırdığı Chris, New York’taki dürüstlük abidesidir. Chris Karavolas, başarı merdivenlerini ağır ağır tırmanmaktadır. Keyifler değildir, yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan.

Yorum Yazın
Trilye’nin Meze Yolculuğu

Trilye’nin Meze Yolculuğu

Yorulduk aynı mezelerden dedim; ama bıktık, sıkıldık, demedim… Lodosta yakalanmamış, Boğaz girişinde veya Karadenizde tutulmuş büyük bir torikten.