Karanlık İşler

7-8 Nisan tarihlerinde Çeşme Alaçatı’daki Ot Festivali’ne jüri olarak gittiğimde ilk günün akşamı İmren Han Oteli’nin bahçesinde açık büfe vardı. Ertesi gün yarışmaya katılacak yarışmacıların yaptığı yemeklerin bazıları da sunulmuştu. Benden torpil beklentisiyle yemeklere yorum almak istedilerse de başaramadılar. Biraz hastalıkla boğuştuğum gecede İlkim Öz ve Erkan Tan, İstanbul’dan gelen gazeteci arkadaşlarla derin bir sohbete girince gece yarısına kadar keyifli bir şekilde konuştuk. Ünlü dergilerde editörlük yapan güzel bayan Seran Vreskala Hanımefendi benim emekli subay olduğumu öğrenip bu işleri nasıl bu kadar kısa sürede başardığımı duyunca sorgulamaya başladı. Hatta bir ara “Hayret ettim askerlerin yüzü böyle güler mi?” gibi ilginç sorular da geldi. Ertesi gün yarışma bittikten sonra yana döne beni arayan Seran Hanım’la köşe kahvede buluştuk. Şöminenin başında bir süre sohbet ettikten sonra Port’taki Fahri Baba lokantasına gittik. Gıcır gıcır zeytinyağlı taze fasulyeyi çok beğendik. Restoranın iddialı olduğu mezelerin çoğunun tadına baktık. Elbette ki balıkta tıkandık ve o güzelim taş barbunların üçte ikisini yiyemedik. Seran Hanım benimle ilgili öğrenmek istediklerine fırsat ararken ben kendisini konuşturdum. Aman yarabbim ne deneyimler. Altı yıl Amerika’da 21 eyaleti görmüş, iki yıl boyunca Hindistan’ın yarısını gezmiş, Nepal’de, Srilanka’da yaşamış, Himalayalar’a tırmanmış. Hindistan’da tapınaklarda yaşadığı anılardan çalışma hayatına kadar çok ilginç şeyler anlattı ve hepsinin görüntüleri vardı. Yemeğin sonunda “Haftaya benim doğum günüm var, İstanbul’a gelebilir misiniz?” dedi ve düşünmeye fırsat tanımadan “Karanlıkta yemek yiyeceğiz” gibi ilginç şeyler anlatınca zaten iki hafta sonra yani bugün Almanya’nın başkenti Berlin’de körler lokantasında rezervasyonum vardı, ikisi arasındaki farkı görürüm diye Seran Hanım’a “Geleceğim” dedim. 16 Nisan pazartesi akşamı Beyoğlu’ndan yürüyerek Tünel meydanına geldim. Tabi önünden geçilir de İnci’de profiterol yenilmez mi? Ama maalesef eski tadı bulamadım. Tünel meydanındaki Galip Dede Caddesinden yüksek kaldırıma doğru yürürken sağdaki camiyi geçince ilk soldan giriyorsunuz. 50 metre ileride Kör Fotoğrafçılar Projesi ve Karanlıkta Yemek tabelasını göreceksiniz. Bekleme salonunda kaydımızı yaptırdık. Gözlük, saat, cep telefonu gibi ışık saçan cihazlar tutanakla alınıp bir zarfa kapatılıyor. Heyecanlı yemek saati yaklaştığında gruplar halinde içeriye girdik. En son Seran Hanım’la ikimiz kaldık, garsonumuz görme özürlü Fatoş Yurdakul güzel sesiyle kapıda kendini tanıttı ve bizi karşıladı. Elimden tuttu ve zifiri karanlıkta yürümeye başladık. Seran Hanım benim omzuma tutundu ve takip etti. Sağ salim masamıza gelip yerimize oturduk. Görme özürlü bir bayan mikrofonla yemek hakkında bilgi verdi. “Bu akşamki yemek sadece karanlıkta yemek yeme deneyimidir, görme özürlülere bakışınız değişsin, kendinizi onların yerine koyun diye bir düşüncemiz yoktur. 2,5 saat karanlık dünyayı yaşayalım” gibi duygusal sözler etti. Sağ tarafta üç adet kadeh, iki adet bıçak, solda iki adet çatal, ileride ekmek tabağı ve servis tabağının önünde tatlı kaşığı bulunduğunu anlattı, biz de el yordamıyla malzemeleri bulduk. İlk 10 dakikadan sonra karanlığa alışıyorsunuz. Beşinci dakikada iki fire verdik. Kalp çarpıntıları hızlanan iki arkadaş yemek salonundan ayrıldı. Duyarak, koklayarak, dokunarak, tadarak, görmeden yemek yemek bazı duyuların kuvvetlenmesini sağlıyor. Menü gizli tutuluyor. Ama bakla favası, su böreği, sebze garnitürlü mantar soslu piliç biftek ve supangle olduğunu aşama aşama çözdük. Sardunya Catering bu yemeklere sponsor oluyor. Servis personeline bahşiş vermek yok. Bağış kabul edilmiyor. Görme özürlüler gönüllü olarak çalışıyor. Görme engelli müzisyenlerden ve misafir sanatçılardan canlı müzik müthişti. Doğum günü kutlamasından sonra dışarıya çıktık, müzisyenler sokakta inanılmaz şarkılar söyleyip coştular. Mekandan ayrılırken görmeden yediğiniz yemeklerin, garsonların ve müzisyenlerin fotoğrafları dosya içinde gecenin anısı olarak size veriliyor. Şirket toplantıları, anma programları, konser, doğum günü gibi çeşitli organizasyonlar da yapılıyor. Kapasite en fazla 42 kişilik. Her cumartesi 20:00 – 22:00 arası karanlıkta yemek için iki gün öncesinden rezervasyon gerekiyor. Galata Diyalog Derneği Başkanı Nuri Kaya bu kavramsal sanat projesini gönüllü olarak yönetiyor. Ayrıca çok ilginç çalışmalar var. Gönüllüler gelip kitapları seslendiriyorlar görme özürlülerin dinlemesi için. Kani Karaca’nın, Aşık Veysel’in ve pek çok vefat eden görme özürlülerin sene-i devriyesinde mevlid okunuyor mekanda.

KÖR FOTOĞRAFÇILAR PROJESİ

Galata Diyalog Derneği bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Kör Fotoğrafçılar Projesi, bir yandan görmenin iktidarı karşısında görme biçimlerini sorgularken öte yandan toplumun “körlük” konusundaki ön yargılarını yıkmaya çalışıyor. Proje kapsamında doğuştan tamamen görme engelli 100 kişinin Polaroid makinelerle İstanbul’u fotoğraflayacağı ve Türkiye’nin önde gelen 200 edebiyatçısı, düşünürü, gazetecisinin bu fotoğraflar üzerine metinler yazacağı sergi, “İstanbul’a Bakıyorum Gözlerim Kapalı” başlığıyla sergilenecek. Sergide fotoğraflar ile metinler yan yana, yani iki görme biçimi yan yana gelecek. Çünkü metinler Braille alfabesiyle yer alacak. Fotoğrafları görebilenlerin metni okuyamadığı, metni okuyabilenlerin fotoğrafı göremediği bu sergi, görme biçimleri, körlük, hayat, sanat ve kent algıları üzerine. Projeyle birlikte 200 yazarın, 200 kitabı kendileri ve dublaj sanatçıları tarafından seslendiriliyor. Sesli kitaplık oluşturuluyor. Her ay kitabı okunan bir yazarla söyleşi düzenleniyor. Canlı radyo tiyatroları yapılıyor. Sanat tarihinin önemli eserlerini akademisyenler listeliyor, edebiyatçılar betimliyor, tiyatrocular seslendiriyor. Müzelerin “körcül” hale gelebilmesi için çalışmalar yapılıyor. Körlük müzesine doğru giden bir arşiv derleniyor. Karanlığın rengi beyaz, körler nasıl okur, nasıl yazar? Merak ettiğiniz konuları öğrenmek istiyorsanız, yolunuz bir gün Beyoğlu Galata’daki bu ilginç yere düşerse, tüm bildiklerinizi unutun, zifiri karanlıkta, engelsiz misafirlerin görmenin ezdiği diğer duyu organlarının kullanımı deneyimini yaşayın. Organizasyonun çok ince ayrıntılarına kadar planlandığı, gelecek misafirlere dört ayrı koldan yol krokilerinin gönderildiği bu merkezde “karanlık işleri”n başarıyla devam edeceği müjdeleniyor. Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık zamanla geçer, ne var ki yapmadığınız şeyler yüzünden duyulan pişmanlığın çaresi yoktur. İyi pazarlar.

Yorum Yazın

Son Yorumlar