Denize Mavi Yakışır

Geçen hafta sonu Bodrum’a kaçamak yaptım. Gümüşlük’te bahçeden mandalina ve limon toplayıp doğal kokularını derin nefes alarak içime çektim. Sakin sahillerde yürüyüş yaptım, çarşıda omuz omuza çarpışmadan rahat yürümenin tadını çıkardım. Ama mart ayının ortasında da bu kadar kalabalık olacağını hiç tahmin etmiyordum. Artık Bodrum 12 ay yaşanan bir kent olma yolunda.

GÖNÜLLÜLER İŞBAŞINDA

Doğal dengeyi korumak, kıyılarımızın temiz tutulmasını sağlamak için “Denize En Çok Mavi Yakışır” sloganıyla başlatılan Bodrum Deniz Dibi Temizlik kampanyasının startı Gümüşlük Koyu’nda verildi. Pazar sabahı tesadüfen sahilde hummalı bir çalışma ile karşılaştım. Belediye personeli, gönüllü vatandaşlar ve Bodrum’da bulunan limanların personellerinden oluşan 20 dalgıç sabahın erken saatlerinde çevre temizliğine dikkat çekmek ve denizi insanların kirletmemesini sağlamak için mart ortasında denize daldılar. Neler çıkardılar neler. İçi artık dolu büyük yağ tenekesinden araç lastiğine, tel sepetlerden şemsiyeye, halıdan plastik kovaya ve sayısız şişelere kadar her şey… Vatandaşlar da ellerinde çöp torbalarıyla kıyı şeridinde çöp toplayarak yardımcı oldu.

Balıkların azalmasına neden olan bu deniz kirliliği trol, zamansız ve usulsüz avlanma kadar zarar veriyor ekosisteme. İskele meydanını dolduran artıkları görünce şok oldum. Birkaç yıl önce bir televizyon çekimi için Ildırı’da orkinos çiftliğini ziyaret ettiğimde çiftliğin sahibi Nedim Anbar, çift kafes yaptığını, yemek artıklarının bile ikinci kafeste tutulduğunu ve çevreye hiç zarar vermediğini söylerken sahilden ve teknelerden atılan, çiftlik kafeslerinin etrafını dolayan poşetleri ve pet şişeleri göstermişti, bir hayli üzülmüştüm.

NÖBETÇİ BALIKÇILAR

Kış aylarında restoranların çoğu kapalı Bodrum’da. Ama açık olanlar da boş kalmıyor. Şehir merkezindeki Gemibaşı Restoran’da Güngör Uras eşiyle güneşli mart ayında balık yemenin keyfini çıkarıyordu. Memedof ve Bodrum Marina’nın önündeki tüm kafeler tıklım tıklımdı.

Gümüşlük Balık Pişirme Evi mütevazı haliyle İstanbul’un tüm ünlülerine servis veriyor. Yemekleri oldukça güzel. Vantuzlu ahtapot ızgara, sacta sübye sote, yörenin çörek mantarı, güveçte karides ve tabii ki dil balıksız olmaz sofra. Sahibi Selahattin Baştopçu, işini çok seven birisi. Dil balığını da kendi usulüne göre buhulama pişirdi. Fırında kabak tatlısı da muhteşem lezzetteydi. Son zamanların karides mantısıyla ün yapan gözde mekânı Melengeç’in sahibi Ahmet Özdemir büyük bir hazırlık içindeydi.

Yorum Yazın

Son Yorumlar