Açıktaydım Rüzgâr Sürükledi

Her yıl havalar ısınmaya başlayınca yüreğim burkuluyor. Baharın gelişine sevinmemi engelleyen çok önemli bir konu var. Severek tükettiğimiz pek çok balığın sahile yaklaşıp yumurta bırakmaları bu mevsimde oluyor. Mesleğini sevip, mesleğinin geleceğine yönelik tedbirli yaşayan insan sayısı çok az. Günübirlik yaşayıp enerjimizi de kaynaklarımızı da günü kurtararak tüketmeyi seviyoruz. Balıkçıların zamansız ve usulsüz avlanması sektörün geleceğine darbe vuruyor, adeta bindikleri dalı kesiyorlar. Ağlarına ne takılıyorsa alıyorlar tekneye, bu yavru mu, dişi mi, soyu tükenenlerden mi hiç aldıran yok!

Pisi ve kalkan balıkları gibi derinlerde yaşayan yassı dip balıkları sığ yerlerde yumurtlarken, balıkçılar da akın akın peşlerinden giderek denizi tarayıp kendi geleceklerini karartırlar. Hâlbuki 24 metreden daha az derinlikte avlanmak yasak. Birkaç yıl sonra meslek değiştirecekleri akıllarına bile gelmez. İhbar olursa veya işini ciddi yapan yürekli görevliler yakalarsa sığındıkları tek şey: “Açıktaydık, rüzgâr sürükledi.”

BALIKLARIN AŞK ZAMANI

Sözde açıktan sürüklenen bu tekneler sahillerde özel ağlarla yumurta bırakmaya mart başından beri gelen pisi, kalkan, dil gibi yağsız balıkları avlarlar. Derin sulardan sığlıklara gelip cilveleşen balıkların dişileri 9 milyon civarında yumurta bırakırlar. Düşünebiliyor musunuz bu yumurtaların yüzde 10’u, küçük balıklara, talancı balıkçılara yem olmasa, kurtulup palazlananlar da yeterli kiloya erişmeden yakalanıp balıkçı tezgâhlarının yolunu tutmasa denizlerimiz gerçekten akvaryum olur.

UZUN ÖMÜRLÜ BALIK

Gırgırların katliamları sonucu denizlerimizde gittikçe azalan pisi balığı yarım yüzyıl önce İstanbul Balıkhanesi’ne yılda 10 bin ile 15 bin kilo civarında gelirdi. Boğazda yakalanan pisinin tadına doyum olmazdı. Hatta kalkan balığından daha lezzetli olduğunu iddia edenler bir hayli çoğunluktaydı. Pisi balığı yassı balıklar familyasının kralı sayılan kalkana gösterilen ilgiden dolayı biraz hor görülmüştür. Ona gereken değer verilmemiştir ama bir kez deneyen onu hep özler ve tezgâhlarda arar. Pisi balığının sırtının rengi kahverengi ve koyu zeytin yeşili noktalarla aynı renkte dalgalı hatlarla çizik çiziktir. Rengini çevreye uyum sağlayabilecek bir şekilde değiştirme yeteneğine sahip olan pisi balıkları 20 yıla kadar yaşarlar. Balıkçılar 300 gramı geçen pisi balıklarını “diplarya” olarak adlandırır. Küçük çivisiz kalkan balıkları da pisi balığı olarak anılır. Her mevsimde bulunan bir balık olsa da Aralık ve Ocak aylarında daha çok tutulur. Tavası, ızgarası, fırında sebzelisi nefis olur. Küçük filetolar halinde kestiğiniz parçaların içine birer tane karides koyup birlikte şişe takıp ızgara yapabilirsiniz.

Yorum Yazın

Son Yorumlar