2Yorum

Ürettikleriyle Gururlananlar

          Heyecanlı bir genç adam yöresindeki bilge ve yaşlı kişiler hakkında sağda solda atıp tutuyordu. Bir gün bilgelerden birisi küçük bir ders vermek istedi ve genç adamı yanına çağırarak parmağındaki yüzüğü eline tutuşturdu,

         “Şimdi pazara git ve bu yüzüğü bir altına sat” dedi.

         Genç adam yüzüğü satmak için pazara gitti fakat kimse yüzüğe 10 gümüşten fazla vermiyordu. Çaresiz bilgenin yanına geri döndü ve olanları anlattı. Bilge ona şöyle dedi:

         “Şimdi kuyumcuya git ve bu yüzüğün değerinin ne kadar olduğunu sor.”

         Genç adam kuyumcuya gitti,  kuyumcu yüzüğe tam 1000 altın paha biçti. Genç adam şaşırdı. Bilgenin yanına geri döndü ve bu kez de ona kuyumcuda olanları anlattı. Bilge genç adama döndü ve:

         “Dünyadaki her varlığın gerçek değerini anlaman için kulaktan dolma sözlere inanma, çok çalışıp oku ve işin uzmanı ol” dedi.

         Ayakkabı konusunda tam bir bilge olan ama hiç balık yemeyen vefalı dostum Hüseyin Demirel, geçenlerde elinde bir çift ilginç deri ile beni ziyarete geldi. “Süreyya Bey bunlar Atlas Okyanusu’nda yakalanan müren balıklarının derileridir, 40 yıldır saklıyordum. Günün birinde yerini bulacağını tahmin ediyordum ve sana getirdim, güzel bir ayakkabı yapalım” dedi. Çok duygulandım ama ayakkabıya itiraz ettim, “Böyle değerli bir hazinenin ayakkabı olarak zayi edilmesi hoş olmaz, ben onları çerçeveletip restoranın duvarlarına asayım” dedim ve öyle yaptım.

         Hüseyin Demirel ünlü Karmen ayakkabı firmasının sahibidir. Kendisi sık sık “Neler geldi neler geçti felekten, un elerken deve düştü elekten” benzetmesini yaparken başarılarla dolu bir ömürde, başarıyı yakalamanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu ima etmektedir.

         8 yıl önce tanıştığım Hüseyin Bey’le bir gün Kalecik İlçesi’ni ziyaret etmiş ve yeni kurulan üzüm bağlarını gezmiştik. Her sohbet fırsatı bulduğumda onun mücadele dolu yaşam öyküsünden anektodları not ederim.

         First Lady’lerin ayakkabıcısı Hüseyin Demirel, uzun yıllardır cumhurbaşkanı ve başbakan eşlerinin ayakkabılarını hazırlamaktadır. 2008 yılında Başbakanın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin yanına Başbakanlık Konutuna gittiğinde merak edip sorar; “Efendim, size beni kim önerdi?” Hanımefendi de “Yurt dışındaki büyükelçi eşleri” diye yanıt verince Hüseyin Bey çok mutlu olur. Ankara’da Tunalı ve Gordion şubelerinde hizmet vermekte olan Karmen firması, dünyadaki 252 satış şubesine ürün göndermektedir.

         Hüseyin Bey’in oğlu Turgay, 2009 yılında ABD’nin New York şehrinde balayını geçirirken Manhattan’da kendi ürününün indirim sezonunda dört misli fiyatla satıldığını görünce çıldırır! Pek çok ünlü marka tarafından satılan ürünleri Ankara’da el emeği ve göz nuru ile yapılmaktadır.

ÇİLLER’İN AYAKKABILARI

         Yaşama dopdolu bağlı, dinamik, çalışkan ve yaratıcı bir insan olan Hüseyin Demirel en iyi müşterilerinden birinin eski başbakanlardan Tansu Çiller olduğunu söylemektedir. Bir gün akşam üzeri Tunalı Hilmi Caddesi’ndeki mağazanın telefonu çalar. Başbakanlık özel kalemden ararlar. Hüseyin Bey’in zarif hayat arkadaşı Seher Hanım çıkar telefona. Tansu Hanım’ın üç çift bot istediğini ve yarına yetişmesi gerektiğini söyler Suna Pelister. Seher Hanım bu sürede sağlıklı bir ayakkabı yapmanın olanaksız olduğunu anlatır ve telefon konuşması biter. Beş dakika sonra çalan telefona Seher Hanım bakmak istemez. Hüseyin Bey ahizeyi kaldırıp kendini tanıtınca, “Nasılsın canım kardeşim benim?” diyen canlı bir bayan sesiyle karşılaşır. Tansu Hanım hemen istediği botların renklerini söyler. Hüseyin Bey’e konuşma fırsatı vermeden, “Lacivert, siyah ve gri” der. Hüseyin Bey “Tabi efendim” der. Gümrük Birliği toplantısına katılacağını söyleyen Çiller’e zor anlarda bile esprili tavırlarıyla çözüm üreten Hüseyin Bey, “Efendim ben sizi sırtımda götüreyim ama botları yetiştiremem” der. Ama sabaha kadar uykusuz bir gece geçirip ayakkabıları yetiştirir.

         Aktif girişimcilik, güçlü planlama ve yeni üretim dünyası hakkında net bir vizyona sahip olan Hüseyin Bey, kendini sürekli olarak yenilemekte, yenilikleri takip etmek için binlerce kilometre yolu yıllardır tepmektedir. Müşteri taleplerini karşılamaya odaklanmış iş yapısı onu her zaman rekabetin önünde götürmüştür. Sürekli “Neleri daha iyi ve daha farklı yapabilirim?” diye kafa yoran Demirel, sayısız ödül sahibidir. Ama bu ödüllerden bir tanesi onu anlatmaya yeter. 2003 yılında İsviçre’de aldığı “Kalite ve Üstün Hizmet Ödülü” İsviçrelilerin dünyada 100 iş adamından birine verdiği çok özel ödüldür.

         Yılların özverili çalışması Hüseyin Bey’i farklı kılmıştır. Oğullarından Turgay Demirel, İtalya’nın Milano şehrinde ayakkabı tasarım masterı yapmıştır ve babasının uzun soluklu yarışında bayrağı taşımaktadır. Diğer oğlu Tolgar Demirel, Amerika’nın Los Angeles şehrinde başarıdan başarıya koşmaktadır. En büyük desteği eşi Seher Hanım her zaman yanında olmuştur.

         Tanıdığım gerçek mutlu insan, başkalarına nasıl güzellikler yapacağını bilen insandır. İnsanlardan hiçbir beklentisi olmayanlar ise çok mutludur çünkü onlar hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramayacaktır. İyi pazarlar.

        

        

Yorum Yazın