0Yorum

Trilye'nin Oltasına Takılanlar

Trilye Restoran, Cumhuriyet tarihinde Ankara’ya damgasını vuran bir sembol oldu artık. Ne bir ticarethane, ne bir lokanta. Sadece ve sadece adını yurt dışına da duyuran bir Ankara markası. Bünyesinde yetiştirdiği elemanlarla pek çok restorana can suyu veren Trilye ilk günde koyduğu hedeflere ulaşmanın hazzını yaşıyor.

Bizi bugünlere getiren Ankaralılara, Ankara’ya her geldiğinde ziyaretini esirgemeyen diğer illerimizdeki konuklarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır. Herkesin özeline saygı duyan, siyaset ve partiler üstü bir seviyede kalmayı titizlikle koruyan Trilye var oldukça Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde yerli yabancı konukların ağırlanmasında ülke, din, siyaset ayrımı gözetmeksizin en iyi hizmeti, insanların yaşamlarında iz bırakacak şekilde vermeye devam edecek.

“Duvarları dile gelse de konuşsa Trilye” dedik ve mekanımızı yıllardır ziyaret eden konuklarımızın başarı hikayelerini bir kitapta topladık. Uzun yıllardır kaleme aldığım Milliyet Gazetesi’ndeki yazılarımı derledim. Sizler her hafta sonu okuyorsunuz ama ben derli toplu olsun, işletme öğrencilerine yardımcı ders kitabı, girişimci gençlere kılavuz olsun istedim ve bu kitabı yazdım.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜ AÇIK

Trilye’nin Oltasına Takılanlar kitabındaki başarı öykülerini okuduktan sonra ülkenin özel sektör dinamiklerinin ne kadar güçlü olduğunu göreceksiniz ve güveniniz, inancınız bir kat daha artacak.

7 kıtada 94 ülkeye ihracat yapan Mehmet Göçmen’den, uzayın fatihi Eren ve Fatih Özmen çiftine; Sadun Boro’dan, Doğan Şentürk’e; Nafi Güral’dan, Pınar ve Güntekin Köksal çiftine; Murat Balkan’dan, Müfit Eren’e inanılması güç başarı hikayeleri mevcut.

Cevizi kırmadan içini de kabuk zanneder insanoğlu. Ama içinde beyine benzeyen nefis bir yiyecek var. Kitabı da okuyunca ismini bildiğiniz, tanıdığınız pek çok insanın bu başarıları nasıl yakaladığını göreceksiniz. Uzun yıllar tarafımdan araştırılarak yazıya dökülmüş hikayeleri var.

ÖYKÜLERLE BİRLEŞME

Trilye’yi yıllardır ziyaret eden müdavimlerin başarı öykülerini anlatırken başka başarı hikayelerini felsefi yaklaşımla birleştirerek geçiş yaptım. Daha çekici, sürükleyici olmasını sağlamak istedim. Anadolu insanının yaratıcılığı, girişimciliği inanın başka hiçbir ulusta yok. Bu kitapta nefes kesen başarılar anlatılıyor.

   ROTAYI BELİRLEMELİ

Ali Şen’in kamuoyunda şu ana kadar hiç yer almamış anılarından, TÜTAV Başkanı Kemal Baytaş’ın Harbiye’den kaçış öyküsüne, Leyla Alaton’la çok özel sohbetten, merhum Mustafa Koluman’a, Zeynel Abidin Erdem’den, kadın girişimci Nuray Başar’a, Birgül Öser’in zirvedeki yerlere gelişine kadar geçirdiği sıkıntılar… Sarp Evliyagil’den merhum Şevket Evliyagil’e kadar duygu dolu yazılar var.

Rotasını belirlemeyen, hangi limana gideceğini bilmeyen bir kaptanın gemisine yolcu olmayı kimse istemez. Kitapta anlattığım kaptanlar okyanuslarda ne boralar, ne tayfunlar, ne fırtınalar atlatmış ama sonunda teknelerinin sağlamlığı, cesaretleri ve bilgi donanımlarıyla limana, sakin sulara ulaşmayı başarmış. Deneyimlerden yararlanmak, çağın en değerli şeyi olan zamandan tasarruf etmemizi sağlar. Turtayı bulmak için 15 yılını harcayan pasta şefi çırağına 15 dakikada öğretmiştir. Tecrübeli kaptanların izlediği rota yolunuzu aydınlatacak size ışık tutacak belki de gereksiz maceraya sürüklenmenizi engelleyecektir.

Ömrünü balığa adayan biri olarak elbette ki aralara güzel balık öyküleri, anekdotları serpiştirmekten kendimi alamadım. O kadarcık farklılığımız olsun, sayfalar daha canlansın birazcık da ağzımız sulansın istedim!

Bazı insanlar hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaşarlar. Bu tip insanlar bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler. Onlar gitmez, ancak suyun akışına kapılarak akarlar.

Trilye’nin Oltasına Takılanlar’ı 101 kişinin hayat hikayesini okuduktan sonra hayata biraz daha farklı bakacağınızdan eminim. Hayatı ıskalamamak lazım. Dolu dolu yaşamak ve nehirdeki akıntıya bırakmamak lazım. Olmaz olmaz demeyin. Israrcı olun. En karamsar anınızda vazgeçmeyin. Çalıştığınız sürece rüzgar mutlaka arkanızdan esecek ve sizi hak ettiğiniz yere götürecektir.

DEVAMI GELECEK

Elbette ki 17 yıldır faaliyet gösteren başkent markasının müdavimleri 101 tane başarı öyküsünü yaratanlarla sınırlı değil. Arada hayatın tatlarını yansıtan bir gurme kitabı yazacağım. Arkasından ikinci 101 başarı öyküsü gelecek.

Gün geçmiyor ki yeni bir değer ile karşılaşıyoruz. Trilye’yi yaratan sizlerle her şeyi paylaşmaya devam edeceğim. Bizi siz yarattınız, markanın gerçek değeri sizlersiniz.

Kitabı yazmaya başladığımdan yayına girdiği güne kadar kaybettiklerimiz oldu. İsimlerini zikretmeyeceğim, okuyunca göreceksiniz. Hem yakınlarını hem de duygusallığı ağır basan kendimi bir kez daha üzmek istemiyorum.

Hep kendime sorarım: Var olmak mı? Varlıklı olmak mı? Var olmak en büyük zenginliktir. İyi ki varsınız. Mutlu bir pazar diliyorum.

Yorum Yazın
Trilye’nin Meze Yolculuğu

Trilye’nin Meze Yolculuğu

Yorulduk aynı mezelerden dedim; ama bıktık, sıkıldık, demedim… Lodosta yakalanmamış, Boğaz girişinde veya Karadenizde tutulmuş büyük bir torikten.