0Yorum

Turizmin Gönüllü Öncüleri

Eski çağlarda bir kral yolun tam ortasına bir kaya parçası koydurmuş. Sonra da gizlenerek insanların tepkisini öğrenmeye çalışmış.

Bir grup tüccar yolun kenarından geçerken homurdanmışlar: “Kral bizden vergi almayı biliyor, ama yolları temizletmekten aciz.” Taşa dokunmadan yolun kenarından uzaklaşmışlar.

Sonra bir grup alim bu taşın yanına gelmiş. Her biri düzenin her gün yozlaştığından, kralın sadece eğlenceye dalıp, adamlarının çalışmadığından bahsetmişler. Onlar da lanet okuyarak uzaklaşmışlar.

Bir çoban hayvanlarıyla birlikte geçerken taşı görmüş ve “Bu taşın buradan kaldırılması gerekir. Gece olacak ve insanların geçmesi zorlaşacak” demiş ve hemen sırtından kepeneği çıkararak işe koyulmuş. Taş çok büyükmüş, yaklaşık yarım saat uğraştıktan sonra yerinden oynatıp, yolun kenarındaki bir çukura yuvarlamış.

Terini silip geri dönerken bir de ne görsün! Bir kese, taşı kaldırdığı yerde duruyor. Kesenin ağzını açmış, içi altınla doluymuş ve içinde kralın mührünü taşıyan bir kağıt parçası varmış. Kağıtta şunlar yazılıymış:

“Kendinizi sorumlu hissedip, denemeyi göze aldığınız için kralın hediyesidir.”

Birol Akman, Ankara’da turizmin çıtasını yükseltmek için kendisini sorumlu hissedip yol haritasını çizmiş, değerli bir işadamıdır. Ankara’da doğup büyüyen, sıkı bir Ankaralıdır Birol Bey. Sanki başkente vefa borcunu ödemek istercesine başkent için çalışmakta ve çaba göstermektedir.

Birol Bey ile tanışmam 1999 yılına kadar uzanır. Ankara’nın efsanevi Kültür ve Turizm Müdürü Doğan Acar bir gün “Seni genç bir turizmciyle tanıştıracağım, ileride Ankara için çok güzel işler yapacak, göreceksin” demişti. Best Western 2000 Kavaklıdere Oteli ile dikkatleri üzerine çekmişti bu turizmci. Çok farklı konseptteki bu otel Ankara’nın gözbebeği oluvermişti. Ama burası turizmdeki ilk adımı değildi Birol Bey’in. 1990 yılında Maltepe 2000 Oteli’ni alarak ve acente açarak turizm sektörüne girmiş oldu. 2000 Otelleri’nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olan Birol Akman, Ankara’ya turizm alanında çok şey katmıştır ve halen işe yeni başlamış gibi katkılarına devam etmektedir.

ATİD’İN ÖNEMİ

Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği’ni, eski başkanlarından Seçim Aydın zamanında tanıdım. Bölge otel işletmecileri için çok önemli bir yapı. Bu çatı altında sorunlar, talepler, sektörün beklentileri görüşülür, çözümü için büyük gayret gösterilir. Bazı dernekler gibi show amaçlı değil, icraata yönelik bir dernektir. Gerçekten iş ve çözüm üretir, üyelerinin haklarını koruma çabası içindedir ve elden geldiğince üyelerinin yararına olan kararların alınmasında etkindir. En temel hedef ise bölge turizminin dolayısıyla da ülke turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktır. Bunu da çok içten ve samimiyetle yaptıklarını, onları yakinen takip eden birisi olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

ATİD Başkanı Birol Akman uzun yıllar burada çok etkin bir şekilde çalıştı. Başkan olunca ivme hızını arttırdı. Son yıllarda dünyada adı insanların kafasına kazınmaya başlayan Anadolu’nun mucize topraklarını daha etkin bir şekilde tanıtmak için kolları sıvadı Birol Bey. Avrupa başkentleri gibi gözde bir hale getirmek istiyor Ankara’yı. Ankara’nın çevresinin ve tüm Anadolu’nun tarihi, turistik yerlerini ön plana çıkarmak istiyor. Ankara’nın turizm ayağındaki tanıtım eksikliğini hisseden Akman, daha fazla sayıda turistin bölgeyi keşfetmesi için gecesini gündüzüne katarak çaba sarf ediyor.

İNANCI YÜKSEK

Ankara TED Koleji’ni bitirdikten sonra üniversite eğitimini İngiltere’de Schiller International Üniversitesi’nde işletme bölümü üzerine tamamlayan Akman, Ankara’nın özellikle son yıllarda dünyanın sayılı sağlık turizmi merkezlerinden biri olma yolunda çok mesafe kat ettiğini ve termal ve kaplıca turizminin gelişmesi için her türlü doğal kaynak ve alt yapıya, donanıma sahip olduğunu ama tesislerdeki doluluk oranının çok düşük olduğunu söylemektedir. Tanıtım atağına kalkmanın gerektiğini, oturduğumuz yerde kimsenin bizi tanıyıp gelemeyeceğini söyleyen Birol Bey’e ne kadar teşekkür etsek azdır. Çok uzun yıllardır Ankara’da yaşamama rağmen geçtiğimiz ay işadamı dostum Öner Aktürk’ün Beypazarı’nda yaptırdığı okulun açılış töreni sonrası davet ettiği Uruş’un insanlarının bir zamanlar Alparslan’ın cengaverleri olduğunu ve de buraya özgü Kapama yemeği için bile gidilebileceğini daha yeni öğrendim.

Elini taşın altına koymaktan hiçbir zaman çekinmeyen cesur bir girişimcidir Birol Akman. Ankara’da ilklerin öncüsü olmuştur. Zarif eşi Gülin Hanım kendisinin en büyük destekçisidir.

Ankara’nın tarihi, kültürel, coğrafi, sanatsal özellikleri var. İnanın yerli turist büyük bir hızla bu keşfin peşine düştü. Ankaralılar kısa bir tatilde bile sahillere akın ederken, Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya o kadar çok insan geldiğini gözlemliyorum. Travel Expo Ankara Turizm Fuarı, Gastronomi Fuarları gibi etkinlikler Ankara’ya biraz daha dikkat çekmektedir. AOÇ’de yapımı devam eden Ankapark, otel ve turizmcilerin yüzünü güldürecek ama tüm bu projelerin doğru yönetilmesi ve yönlendirilmesi gerekiyor. Bu konuda büyük özveri içerisinde çalışan Birol Akman, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile çok sıkı koordinasyon sağlıyor, başarılı organizasyonlarda çocuklar gibi seviniyor, gözlerinin içi gülüyor.

Yaşam gustosunu da çok beğendiğim, gerçekten turizme yürekten inanmış bir insandır Birol Bey. Ankara’dan bazı destinasyonlara direkt uçuşların yapılmasına kadar Ankara turizminin pek çok sorunlarıyla ilgilenmekte ve şehre sahip çıkmaktadır. Başkentin yararını gerektiren her konuyu sorunlarını çözene kadar takip eder. “Başkaları niye böyle yapmadı?” diye sorgulamaz, ben ne yapabilirimin peşinde olmuştur yıllardır.

Öyküde anlatıldığı gibi acaba kaç tane keseyi, “Bana ne!” dediğimiz için kaybettik? Ama günümüzde krallar olmasa da yine her taşın altından keseler olduğuna inanmalıyız. Her engel kendimizi geliştirmek için bir fırsattır. Ankara gerçekten güzel şeyleri hak ediyor. Güzellikleri yaratan, çaba sarf edenlere teşekkür borçluyuz. İyi ki varsınız Birol Bey.

Not: Her şeyimizi borçlu olduğumuz tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlarım.

 

Yorum Yazın
Trilye’nin Meze Yolculuğu

Trilye’nin Meze Yolculuğu

Yorulduk aynı mezelerden dedim; ama bıktık, sıkıldık, demedim… Lodosta yakalanmamış, Boğaz girişinde veya Karadenizde tutulmuş büyük bir torikten.