0Yorum

Çok Uzaklardaki Temsilcilerimiz

Günün birinde profesör sınıfa girer girmez öğrencilere sürpriz bir sınav yapacağını söyler. Öğrenciler masalarında gergin bir şekilde testin başlamasını beklemektedir. Profesör sınıfta dolaşır ve sınav kağıdını sorular gözükmeyecek bir şekilde öğrencilere dağıtır. Hepsini dağıttıktan sonra öğrencilerden kağıdı döndürmelerini ve soruları yanıtlamaya başlamalarını ister. Herkesi şaşırtan şey ise sınav kağıdında tek bir soru bile olmamasıdır. Sadece kağıdın ortasında siyah bir nokta vardır.

Profesör soru işaretlerini gidermek adına “Kağıtta ne görüyorsanız onu yazmanızı istiyorum,” der. Endişeli öğrenciler onlara ne söylendiyse hemen yapmaya başlarlar. Dersin sonunda profesör bütün kağıtları toplar ve yazılan cevapları öğrencilerin önünde sesli bir şekilde okur. Hiçbir istisna olmaksızın hepsi, kağıdın ortasındaki pozisyonu açıklamaya çalışarak siyah noktayı tarif etmiştir. Sınav kağıtları okunduktan sonra sınıf sessizleşir ve profesör açıklamaya başlar:

“Bu sınavı notlandırmayacağım, sadece sizi düşündürecek bir şey sunmak istedim. İçinizden hiç kimse kağıdın beyaz kısmı hakkında yazmamış, herkes siyah noktaya odaklanmış. Hayatımızda da aynen böyle yaparız. Beyaz bir kağıdımız, sahip olduğumuz veya çevremizde yaşanan bir sürü harika şey varken biz bunların kıymetini bilmiyoruz. Dikkatimizi ve enerjimizi küçük, nokta gibi hatalar ve hayal kırıklıklarına, sağlık sorunlarına, ihtiyacımız olan para ve sahip olamadığımız lükslere, ilişki karmaşalarına, aile üyeleriyle sorunlara, arkadaşlarla ilgili hayal kırıklıklarına ve bunlar gibi pek çoğuna harcıyoruz.

Hayat özel bir hediye ve her zaman onu kutlamak için nedenlerimiz var. Hayatımız her gün değişiyor ve yenileniyor. Arkadaşlarımız, işimiz, geçim kaynağımız, sevgimiz, ailemiz ve görebildiğimiz bütün mucizeler. Siyah noktaların çok küçük ve az sayıda olduğunun farkına varmalıyız. Buna rağmen siyah noktaların zihnimizi kirletmesine izin veriyoruz. Gözlerinizi hayatınızdaki siyah noktalardan uzaklaştırın. Size lütfedilen her şeyin, hayatın size sunduğu her anın tadını çıkarın.”

Büyükelçi Ersin Erçin, yaşamında hep beyaz sayfalarla uğraşan, olumsuzluklara hiç prim vermeyen çok değerli bir diplomattır.

Kendisini tanıdığım uzun yıllardan bu yana pozitif enerjisi, ülke sevgisini yüzüne yansıtması ve yabancı diplomatları kendine hayran bırakması gibi özelliklerine hep gıpta etmişimdir.

GÜVEN VEREN KİŞİLİK

Resmi yemeklerinde sık sık yakinen tanıma fırsatı bulduğum Erçin, çok farklı bir insan. Makamına kapanıp, dış dünyadan ilişiğini kesen birisi değil. Çağımızın gerektirdiği tüm koşulları yerine getiriyor. Tüm yabancı diplomatların ona karşı müthiş bir güven ve saygısının olduğuna yakın tarihte hep tanık oldum ve gururlandım.

Yıllardır binlerce yabancı diplomata yemek verdim. Öyle diplomatlar gördüm ki ülkesinde üretilen bir ürünü pazarlamak için çaba sarf edip cansiperane bir şekilde aldıkları maaşların hakkını veriyorlardı. Yurt dışına giden Türk işadamlarına randevu vermeyen, yardımcı olmaktan çekinen diplomatları da yakın tarihte üzülerek hatırlıyorum. İşte Ersin Bey’de en dikkat çekici özellik, ülkesi için yapabileceklerini maksimize etmeye çalışması.

GÜNEY KORE ÖNEMLİ

Bugün Ankara’dan ayrılıp Güney Kore’nin başkenti Seul’de göreve başlayacak Ersin Erçin, son yıllarda ülkemizde yatırımlarıyla yıldızı parlayan ve Türklere karşı inanılmaz bir sevgi yumağı oluşturan Koreliler için büyük şans. İnanıyorum ki Kore halkı Ersin Bey’i bağrına basacak ve iki ülke arasındaki ilişkiler müthiş derecede artacak. Daha önce yurt dışında yaptığı görevler esnasında çalıştığı ülkelerde derin izler bırakan Büyükelçi Ersin Erçin’in iki hamle sonrasını şimdiden görmekteyim.

MÜTEVAZI KİŞİLİK

Ömrünü devleti için hizmete adayan Erçin, annesini çok sever ve bazı günler yoğun iş temposunda vakit bulabildiğinde annesiyle baş başa yemek yer. İnsanlara son derece samimi yaklaşan ve çözüm üreten bir yapısı vardır Erçin’in. Devlet terbiyesi, insancıl yapısıyla birleşince tam bir temsil yeteneği oluşuyor kendisinde.

ONU ÖZLEYECEĞİZ

Güler yüzünü, güzel sohbetini, Ankara’daki büyükelçiler kadar biz de çok özleyeceğiz. Ama tek tesellimiz Kunu-ri Muharebesi’nden bu yana Türkiye’ye hayran olan Güney Korelilerle ilişkimizin katlanarak artacağına olan inancımız.

Deniz ürünlerine oldukça meraklı olan Büyükelçi Ersin Erçin, bin bilse de bir bilene danışan, kompleksiz, sentez yapabilecek kadar yetenekli, öğrenmeye açık, dinlemesini bilen, kendi görüşleriyle ters düşen fikirleri de dikkate alabilen, sonunda kendi aklı ve öngörüleri ile süzebilen, vizyon sahibi bir insandır.

1980 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan bir yıl sonra Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başlayan Büyükelçi Ersin Erçin, son derece donanımlı, deneyimli bir diplomattır. Dünyayı inceleyip izlemek, ortamın gerektireceği en etkin, en uygun konumlama için önlemler almak, eksiklikleri önceden görüp değiştirmek, kuvvetli yönler üzerinde yoğunlaşmak onun vizyonunu oluşturan önemli hasletleridir. 

Kişisel başarıyla ilgili her formül insanın şahsi teşebbüsü ile başlar ve biter. Kurallar oldukça azdır, fakat kudretlidir.

Kudretiniz artarak devam etsin sevgili Büyükelçim, ona her zaman ihtiyacımız var. İyi pazarlar.

Yorum Yazın
Trilye’nin Meze Yolculuğu

Trilye’nin Meze Yolculuğu

Yorulduk aynı mezelerden dedim; ama bıktık, sıkıldık, demedim… Lodosta yakalanmamış, Boğaz girişinde veya Karadenizde tutulmuş büyük bir torikten.