0Yorum

Batman'dan Doğan Sanat Güneşi


Bir zamanlar dağda, kızgın güneşin altında mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmış.

“Bu hayattan bıktım artık. Yontmak! Devamlı mermer yontmak… Öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş! Ah! Onun yerinde olmayı ne çok isterdim, orada yükseklerde her şeye hakim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım,” diye söylenir dururmuş yontucu.

Bir mucize eseri olarak dileği kabul olan yontucu o an güneş olur. Dileği kabul edildiği için çok mutludur. Fakat tam ışınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark eder:

“Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!” diye isyan eder. “Mademki bulutlar güneşten daha kudretli bulut olmayı tercih ederim.” O zaman hemen bulut olur. Dünyanın üzerinde uçuşmaya başlar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır fakat birdenbire rüzgâr çıkar ve bulutları dağıtır.

“Ah, rüzgâr geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o, öyleyse ben rüzgâr olmak istiyorum” diye karar verir ve dünyanın üzerinde eser durur, fırtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat birdenbire önünde kocaman bir duvarın ona mani olduğunu görür. Çok yüksek ve çok sağlam bir duvar. Bu bir dağdır.

“Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim rüzgâr olmam neye yarar!” der. O zaman dağ olur. Ve o anda bir şeyin O’na durmadan vurduğunu hisseder. Kendinden daha güçlü olan şeyin O’nu içinden oyan şeyin… Bu küçük bir mermer yontucusudur. 

Ahmet Güneştekin, resimlerinde işlediği temalarla, yeteneğiyle, çok etkili mesajlar vererek kalemin, fırçanın ne denli güçlü enstrümanlar olduğunu anlatan, çok değerli bir sanatçıdır.

DOĞUŞTAN YETENEKLİ

Kuzu Grup’un başkentimize kazandırdığı, güçlü bir estetiğe sahip, ince zevklerin konuşturularak yapıldığı Kuzu Effect’in açılışından birkaç gün sonra 12 Aralık tarihinde MAMM by CerModern’de gerçekleşen Güneştekin’in ‘Seçilmiş İşler’ adlı sergisine katılınca, Anadolu insanının nelere muktedir olabileceğinin mutluluğunu yaşadım. 24 Ocak tarihine kadar devam eden sergiyi herkesin görmesini arzu ederim.

Daha önce Trilye’de tanıştığım Güneştekin’in sergileri, eserleri hakkında bilgim olmasına rağmen sergi akşamı gözlerimin bu denli kamaşacağı aklıma gelmezdi.

Dünyanın her kıtasında açtığı sergilerle büyük ilgi gören Ahmet Güneştekin, oldukça mütevazı bir insan. Önümüzdeki 3 yıllık takviminin dolu olduğunu ancak ülkeye önemli yatırımları olan Kuzu ailesinin bu görkemli yapısında kendi eserlerini sergilemek için zaman ayırdığını söyleyen Güneştekin, Türkiye’nin gurur duyacağı, her zaman göğsümüzü kabartacak çok özel bir sanatçı.

CerModern’in açıldığı günden beri Ankara’ya sanat konusunda çıta atlatan sevgili dostlarım Helün Fırat ve Zihni Tümer’in yeni konuşlandığı MAMM by CerModern’deki sergide Ahmet Güneştekin’in de eserlerini yakından tanıma şansım oldu. Özellikle balıktan yapılan figürleri al dünyanın en önemli müzelerine koy, yüzyıl sonra bile anılıp dünyadan böyle bir sanatçı geldi geçti dedirtir.

Henüz ilkokul 3’üncü sınıfta ve 9 yaşında yağlı boya ile tanışıp ilk ödülünü alan Güneştekin, gerçekten doğuştan gelen yeteneklerine çalışma azmini ekleyince sanat güneşlerimizden birisi oldu.

MEZOPOTAMYA’NIN DÜNYA RESSAMI

Batman’da doğan Ahmet Güneştekin, lise eğitiminden sonra girdiği Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisini yarıda bıraktı. Sonraki yıllarda Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldu.

1997 yılında İstanbul Beyoğlu’nda ilk profesyonel atölyesini kuran Güneştekin, ilerleyen yıllarda Anadolu seyahatlerine çıktı, efsaneler derledi ve tuvale aktardı.

Türkiye’nin geleceği ile ilgili hiç karamsar olmayan, umudunu en zor dönemlerde bile yitirmeyen Güneştekin, eserlerindeki güneş gibi içimizi ısıtacak ışıklar saçmaktadır.

3 yaşında eline geçirdiği kalemle ilk güneşi çizen, güneşin önemini ve her yeri aydınlattığını fark edip canlandıran, Mezopotamya’da doğanların en etkilendiği şey güneştir diyen Güneştekin, 7 kişilik bir ailenin çocuğu.

Çimento torbalarını keserek kağıt yapan Ahmet Bey, ilkokullar arası yarışmada birinci olunca kaymakamlık tarafından kendisine hediye edilen paketleri açınca ilk kez malzeme ile tanıştı. Bu malzemelere yorumu çok ilginçti: “Doğayı kutulara hapsetmişler…”

GELENEK ve KÜLTÜR

Anneannesinin masalları ile büyüyen Ahmet Güneştekin, Mezopotamya ile başlayan masalların Anadolu hikayeleri ile birbirinden beslendiğini görüp, yaratıcılığıyla Anadolu sanatını halkla buluşturmayı başardı.

Gelenekten ve kültürden yararlanarak sanat eserleri yapan Ahmet Güneştekin dünya listelerinde ismi olan, dünyanın tanıdığı çok önemli bir isimdir. Taşlarla konuşan, dekorlarla sergilerini süsleyen Güneştekin, yabancıların çok etkilendiğini büyük bir gururla anlatır. Hayalleri bitince insanın her şeyinin bittiğini söyleyen Ahmet Bey, çocukluğundan beri tüm hayallerini gerçekleştirdiğini, şanslı olduğunu ve bunun mutluluğunu yaşadığını her zaman anlatır.

TEKNİĞİNİN MUCİDİ

Ahmet Güneştekin, otoditakt bir sanatçı. Yani kendi tekniğini icat eden, geliştiren, yaratıcı, hiç kimseden kopya yapmayan birisi… Çocukların bu yüzden hep serbest kalması gerektiğini yaratıcılığını ancak öyle üretebileceğini anlatır.

Resimlerle işlediği temalardan yola çıkarak çok sayıda tasarıma imza atan Ahmet Bey’in tasarımları dünyanın önemli markaları tarafından üretildi, uluslararası tasarım fuarlarında sergilendi.

2008 yılında ‘Ustalarla Güneşin İzinde Sergileri’ başlığıyla 81 il 81 sanatçı 81 sergi projesini hayata geçirdi.

Birçok projeye çocukları da dahil ederek 5 bine yakın çocukla resim çalışmaları yaptı.

Sanat etkinliklerine verdiği katkıları ve sosyal sorumluluk projelerindeki öncülüğüyle tanınan sanat aşığı Arzu Kuzu hanımefendinin sergi gününde ev sahipliği yaparken gözlerinin içi gülüyordu. Çok haklıydı Ankara’ya böyle güzel bir sergi açılışına vesile olduğu için.

Bu kadar genç yaşta sevgi ve saygı duyulmanın tarifsiz duygularını yaşayan Ahmet Güneştekin, ülkemizi dünyanın en iyi galerilerinde ve sanat kurumlarında temsil ediyor, sadece kendisini değil, hepimizi gururlandırıyor. Onunla ne kadar övünsek azdır.

Her türlü ortamda güzel şeylerin peşinde koşan bu mütevazı insan aslında dünya devi bir sanatçıdır.

Bardakta bir papatya bile olsa, gözünün önünde daima güzel şeyler bulunsun. Güzellik, görenin gözündedir. İyi pazarlar.

Yorum Yazın