0Yorum

Anadolu'dan Yükselen Değerler

Atina’da bir hakimin yanında köle olarak çalışan büyük usta Ezop, çok çalışkan ve akıllı birisiymiş. Hakim bir gün Atina’nın yeni valisini akşam yemeğine davet etmiş. Ezop’a da aşçıyı yanına alarak pazara alışverişe çıkmasını ve misafiri için dünyanın en lezzetli yemeğini alıp hazırlamasını söylemiş.

Akşam olunca konuk gelmiş. Önce çorbalar içilmiş, ardından Ezop kapağı kapalı bir tavayı sofraya getirmiş. Hakim tavanın kapağını açınca donup kalmış. Tavanın içinde kocaman bir kızarmış dil duruyormuş. Hakim şaşkın vaziyette “ Bu ne demek oluyor? Konuğumun yanında beni rezil ediyorsun, ben sana bunu mu al dedim?” demiş. Bunun üzerine hafif gülümseyen Ezop, sakin bir şekilde:

   “Efendim, çarşıyı pazarı dolaştım. Bilge insanlara sordum. Onlar da bana dünyanın en lezzetli şeyinin dil olduğunu söylediler.”

Vali işin inceliğini kavramış. Ardından hazırlatılan diğer güzel yemekler sofraya getirilmiş.

Bir süre sonra Atina’ya Antakya dolaylarından, acı yiyeceklerden hoşlanan bir yargıç gelmiş.

Ezop’un efendisi onu da bir akşam yemeğine davet etmiş ve Ezop’a “Bana bak bu yargıç acı yiyeceklerden hoşlanıyor ona bugün dünyanın en acı yemeğini hazırlayın” demiş.

Akşam olup sofra hazırlanınca, sofraya ilk önce çorbalar gelmiş. Ardından yine Ezop kapağı kapalı bir tava getirmiş. Ev sahibi kapağı açınca bir de ne görsün. Yine kızarmış bir hayvan dili.

Hakim köpürmüş, “Bu ne rezalet. Geçen sefer dünyanın en lezzetli yemeğini hazırlamanı istedim. Sofraya dil getirdin. Şimdi ise dünyanın en acı yemeğini hazırlamanı istedim, yine dil getirdin. Ne yapmak istiyorsun?” deyince Ezop yine gülümseyerek ve sakin bir sesle:

   “Efendim çarşıyı pazarı dolaştım. Bilge insanlara usta aşçılara sordum. Onlar da dünyanın en acı şeyi dildir, öyle ki acılığı birkaç saat değil bazen bir ömür boyu sürer” dediler.

Hakim her ne kadar konuğuna karşı mahcup olduğunu zannetse de bu örnekler her iki konuğunun da çok hoşuna gitmiş ve Ezop, dili ve zekası sayesinde kölelikten kurtularak dünyanın en güzel öykülerini bize anlatmış.

Taci Bayhan, tatlı diliyle, insan sevgisine verdiği önemle uzun yıllardır hafızamda olan çok özel bir insandır. Partiler üstü tutumuyla, insanların görüş ayrılığına bakmaksızın kendisiyle ve kendi düşüncesinde olmayanlarla barışık, çok farklı bir yaklaşımla devletin değişik kademelerinde bürokrat olarak çalışan Taci Bayhan, ayrıca da dost canlısı bir kişiliğe sahiptir.

SİİRT’TEN ANKARA’YA

Taci Bey ile Saraçoğlu lojmanlarında komşu olmam vesilesiyle tanışırım. 90’lı yıllarda lojman komşum olan Taci Bayhan, Siirtlidir. Ben de Siirt’teki görevimden yeni geldiğimde yollarımız kesişince dostluk bağlarımız güçlendi. Çok güzel çiğ köfte yapan Bayhan, dost sofralarında her zaman mütevazılığını korumuştur. Onun tatlı dili, çevresinde güçlü ve çıkar ilişkisine dayanmayan bir dostluk çemberi oluşturmuştur. Siirt’in yetiştirdiği değerli bürokratlardan biridir Bayhan.

Geçtiğimiz günlerde emekli olan Taci Bayhan, çok kritik görevlerde bulunmasına rağmen önemli hasletleriyle hep iz bıraktı. Adalet ve dürüstlük ilkelerinden hiç sapmadı.

Başı dara düşen hep kendisini aradı. Sadece Siirtliler değil, tüm Türkiye vatandaşları benim hemşerim dedi ve elinden geldiğince herkesin derdine deva oldu. Aslını ve doğduğu toprakları asla unutmadı.

HEP ZİRVEDE KALDI

Siirt’in Kurtalan İlçesinde dünyaya gelen Taci Bayhan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Maliye bölümünden mezun olduktan kısa bir süre sonra Türkiye Öğretmenler Bankası’nda müfettiş yardımcısı olarak çalışma hayatına başladı. İki yıl sonra İmar ve İskan Bakanlığı eski adıyla Bayındırlık ve İskan Bakanlığı olarak anılan kuruma müfettişlik yardımcılığı sınavını kazanarak giren Bayhan, aynı bakanlıkta müfettiş ve baş müfettiş olarak da görev yaptı. İlerleyen yıllarda Teftiş Kurulu Başkanı oldu. 1997 yılında Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlüğü’ne atanan Bayhan, 8 yıl bu görevi başarıyla yürüttü.

TERCİH EDİLEN OLDU

Bulunduğu her görevi layıkıyla yapan Taci Bayhan, makamlara tırnaklarıyla kazıyarak ve bileğinin hakkıyla sahip oldu. Başbakanlık Müşavirliği görevine kendi isteği ile atanan Taci Bey’i dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer keşfetti ve Danıştay üyeliğine seçti. Danıştay Dördüncü Daire Üyesi olarak yüksek yargıçlık mesleğine başlayan Taci Bayhan, kısa bir süre sonra yine özellikleri fark edilerek Danıştay Genel Sekreterliği’ne atandı.

Geleneklerine ve ailesine son derece bağlı bir Anadolu evladı olan Taci Bayhan’a en büyük desteği zarif eşi Hayrunnisa Hanım vermiştir. 2014 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine Danıştay kontenjanından seçilen Taci Bayhan’ı sadece Siirtli hemşerileri değil, ülkemizde onu tanıyan herkes sevmektedir. Çıkar ilişkisine dayanmayan içtenlikli sevgiler, yürekten dostluklar hep onunla birlikte olmuştur.

2017 yılında HSYK üyeliği sona eren Bayhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeniden Danıştay üyeliğine seçildi.

Emekli olduktan sonra da bir süre dinlenip ülkesine hizmet yarışında yeniden kulvarda yerini alacağını umuyorum. Ülkemizde Taci Bayhan gibi insanların deneyimlerine, dürüstlüğüne ve çalışkanlığının sağladığı faydalılıklara her zaman ihtiyaç var.

Tatlı diliyle, sevgi dolu yüreğiyle, ömrünü ülkesine adayan Taci Bey ile ne kadar gururlansak azdır.

Sevgi biriktirmek şans getirir, nefret biriktirmek felaket. İyi pazarlar.

Yorum Yazın
Trilye’nin Meze Yolculuğu

Trilye’nin Meze Yolculuğu

Yorulduk aynı mezelerden dedim; ama bıktık, sıkıldık, demedim… Lodosta yakalanmamış, Boğaz girişinde veya Karadenizde tutulmuş büyük bir torikten.