Dünya Makarna Günü

Osmanlı askerleri çok bonkördü. Sefere çıktıklarında bir bağdan üzüm koparılırsa asmaların dibine keseciklerin içinde para bırakılırdı. Seferlerden birisine hazırlanan askeri birlik taarruz öncesi toplanma bölgesinde bir araya gelirdi. Yemeklerini yiyip, kişisel bakımlarını bitirdikten sonra yola koyulan ana birliğin artçıları ikmal malzemelerini katırlara yüklerdi. Fazla yemekler yörede yaşayan çobanlara, köylülere kim olduğuna bakılmaksızın dağıtılırdı. Yine bir gün tüm malzemeler toplanıp, kazanlar yıkanıp katırlarla artçı birlik yola koyulmuşken koşa koşa gelen çok acıkmış iki çoban el kol işaretleriyle karınlarını ovuşturarak aç olduklarını ve yemek istediklerini anlatmaya çalıştılar. Fakat askerler onlara; “Geç kaldınız gardaşlar, sıpa getti” diye üzüntülerini belirttiler. Askerlerin erzaklarının vazgeçilmez yiyeceği olan makarnanın adının o günden sonra “spagetti” olarak günümüze kadar eriştiği ilginç bir rivayettir.

MARCO POLO MU GETİRDİ

2009 yılında Çin’in Sincan bölgesine seyahat ettiğimde Urumçi’den hareketle Taklamakan çölünü geçerek Turfan vilayetine vardım. Hani turfanda salatalık, turfanda bakla sözlerini kullanırız ya, menşei burasıdır. Tanrı dağlarından başlayarak kazılan karızlarla gelen su, çöl ortasında vaha yaratmış. Turfan’da bir köy evine davet edildiğimizde Anadolu’da hissettim kendimi. Yaşlı Uygur karı koca çift, börekler, dolmalarla ve soğuk atıştırmalıklarla donatmışlardı masayı. Odun ateşinin üzerine koydukları kazandaki sıcak suda benim kollarıma sardıkları taze ev makarnasını birlikte pişirdik. Buram buram Anadolu kokan bu Uygur yöresinde bir zamanlar Marco Polo’nun dolaştığını ve İtalya’ya makarnayı götürdüğünü oradaki sohbet sırasında da işitmiştim. Ancak araştırmalar Çinlilerin hiçbir zaman sert buğday türü olan “durum” buğdayı yetiştirmediğini göstermekte ve dolayısıyla bu rivayeti de çürütmektedir.

İTALYANLARIN VAZGEÇİLMEZİ

Güney İtalya’da çok tüketilen makarna yüzünden İtalyanlara “makarnacı ulus” denir. Onların dilinde “pasta” şeklinde yer bulur. Etrüsklere, Çinlilere, Yunanlılara, Romalılara, Araplara kadar uzanıyor makarnanın öyküsü ve rivayetler bitmiyor. 1780’lerde Osmanlı’ya İtalya’dan geldiği kesin. Geleneksel Türk mutfağı için fazla yabancı bir ürün olmayan makarnanın erişte, şehriye, kuskus, mantı gibi suda haşlanan çeşitleri var. 1830 yılında ordunun önemli bir gıdası olan makarna üretimi için Selimiye Kışlası’nda bir fabrika kuruldu. Rivayet çok, çeşidi mebzul olan makarna ile ilgili bilinen; ağır spor yapanların, yüzücülerin vazgeçilmez gıdası olduğudur. 25 Ekim dünyada Makarna Günü olarak kutlanır. Karbonhidrat içeren makarna enerji verir. Durum buğdayının unu protein, tam durum buğdayının unu daha fazla lif, vitamin ve minerale sahiptir. Makarnayı ne kadar az pişirirseniz o kadar sağlıklıdır. Örneğin “al dente” dediğimiz çiğnenecek kıvam, kan şekerimizi çok pişmiş makarna kadar yükseltmez.

DENİZ ÜRÜNLERİYLE UYUMU

Deniz ürünleriyle çok iyi uyum sağlayan makarna, kabuklu ve yumuşakçalarla birlikte pişirildiğinde tadına doyulmaz. Spaghetti alle vongole, İtalyanlar kadar tüm dünyada kabul gördü. Ahtapotlu, kalamarlı, karidesli makarna ayrı bir lezzet bombası. Hele bir de Saroz Körfezi’nin ıstakozu ile yapılan makarnayı bir tattıktan sonra nirvanaya ulaşabilirsiniz.

Yorum Yazın

Son Yorumlar