Balıktan Kebap Olur Mu?

Hayal kurmak kısa süreliğine insanda mutluluk yaratıyor ama hayallerin gerçekleşmesi umuduyla yaşamak hayata daha sıkı bağlanmamızı sağlıyor. Hiç denizi olmayan Avusturya’da Türkiye ortalamasının üç misli balık tüketildiğini görmek, “Neden bizde de olmasın?” sorularını sorduruyor elbette.

Yıllık kişi başı tüketiminin 25 kg. olduğunu, denizlerimizdeki balık çeşitliliğinin 1950’li yıllar seviyesine geri geldiğini düşünmek çok mu hayalperest bir düşünce? Bence değil! Erişmek için o güzel yarınlara bizim elimizde gerçekçi imkanlar var. 7200 km’lik sahil şeridi, akarsular, göller, mavi vatanımızın bize sunduğu çok önemli değerlerdir.

ÖN YARGILARI KIRMALIYIZ

Annelerimizin evde balık pişirdiklerinde “Ev kokuyor bir daha balık istemeyin,” mazereti kabul edilemez. Kokuyu anında çeken davlumbazlar var artık. “Temizlemesi zor,” mazeretine de sığınamayız. Her köşe başında balıkçı tezgahlarında balığı temizleyip size veriyorlar. Sadece pişirmek kalıyor ev hanımlarına. Sahillerde bile kırmızı ete olan düşkünlüğümüzün nedeni uzun yıllar çocukluğumuzdan itibaren koku ve tat duyularımızın deniz ürünlerinden uzak gelişmesidir.

BALIĞIN TÜREVLERİ

Son yıllarda balıktan ve deniz ürünlerinden yapılan ve kırmızı eti çağrıştıran balık türevi ürünler ilgi görmeye başladı. Balık köfte, balık kokoreç gibi. Buna ister balığın deformasyonu deyin, ister balık balık gibi yenmeli, fazla oynamamalı deyin ama bu tatlar genel kabul gördü.

Balık Adana, son zamanlarda balık restoranlarında büyük ilgi görüyor. Balıkla ilgili ön yargıları adeta kırdı. Aynı teknikle balıktan yapılan Adana’ya, köfteye, kalamar ve ahtapottan yapılan kokorece ilgi gün geçtikçe artıyor.

Tüm çabalar daha çok balık tüketen, mavi uygarlığın sahibi denizi ve deniz ürünlerini seven bir Türkiye’ye erişmek için.  

Yorum Yazın
Trilye’nin Meze Yolculuğu

Trilye’nin Meze Yolculuğu

Yorulduk aynı mezelerden dedim; ama bıktık, sıkıldık, demedim… Lodosta yakalanmamış, Boğaz girişinde veya Karadenizde tutulmuş büyük bir torikten.